Diğer Yazı Başlıkları

Türk,Kürt,Alevi,Seyid konusu üzerine bir değerlendirme.

Kentleşme ile birlikde gündemimize giren ve kavram karışıklığı yaşadığımız bazı meseleler var.Etnik kimliğimiz,Siyasi kimliğimiz ve inanç kimliklerimiz konusunda kafa karışıklığı yaşanıldığı inkar edilmez bir vakıa.Özellikle Anadolu topraklarını yurd edinmiş seyidlerin bu hususlarda ciddi yanılgıları var.

Yazının konusunu Seyid’ler ile sınırlı tutup gündemdeki sıcak etnik kimlik tartışmalarına girmeden bir değerlendirme yapmak istiyorum.Bilindiği üzere Anadolu’yu yurt edinmiş bügünkü seyidlerin atalarının soy ağacının Hz.İbrahim peygambere kadar ulaşdığı bir gerçekdir.Hz.İbrahimi etnik kimlik olarak nasıl tanımlayabiliriz,bu konudaki araştırmalar kesin bir sonuca varabilmiş değildir.

Bilinen en büyük atasının etnik kimliği hakkında kesin bir yargı henüz yok iken,sonraki nesillerin konup göçdüğü diyarlardaki halkların etnik kimliklerini benimsedikleri bir vakıadır.
Nitekim Arabistan yarımadasının güneyinden(bugünku yemen ülkesi) göçünü alıp küzeye hicaz olarak bilinen yere gelen kavim ile hicaz bölgesini yurt edinmiş orada çoğalmış Hz.İbrahim nesli birbirine karışdı.Bugün Yemen bölgesinin halkının asıl arab, digerlerinin ise melez olduğu yargısı genel kabul görmekde.

Hicaz bölgesini yurd edinmiş Hz.İbrahim neslinin güneyden göçen Arap kavmi ile yüzyıllarca süren bir arada yaşamı, seyid’lerin O dönemdeki atalarını araplaştırmışdır.Hz.Muhammed’in vefatı ile başlayan yeni dönem’de, seyid’lerin önce Emevi ardından Abbasi hanedanlarının zulmunden yurtlarını terk etmek zorunda kalışları bilinmekdedir.Seyid’ler kendilerine muhabbet besleyen kucak açan halkların içinde yüzyıllarca yaşamışlardır.Hicaz bögesinden Acem halklarının içine sonra bir kısım seyid’ler oradan kuzeye Türkmen’lerin arasına bir kısmı’da Kürt’lerin içine sığınmışlardır.Ardından Anadolu içlerine ve balkanlara seyidlerin göçü bu çerçevede olmuşdur.

Bireyin Ana-Baba etnik kimliğinden kopup bir başka etnik kimliğe  yani kültürel kimliğe evrilmesi herhalde enaz üç nesil icap ettirir.Ancak bir kavmin,aşiretin farklı bir etnik kimliğe evrilmesi birkaç yüzyıllık bir süreçdir.Bütün diger koşullar farklı bir etnik kimliğe evrilmeye uygun olsa bile, hem birey için hemde aşiret yada kavim için bu dönüşüm ancak istek ve irade ortaya konursa olur.Bu tesbitden hareketle,seyid’lerin kutsal metinlere konu olmuş en büyük atası Hz.İbrahim’den bu yana içinde yaşadıkları halkların kültürlerini gönüllü benimsedikleri
söylenebilir.

Seyid’ler içine sığındıkları halklara İslamın arı duru özünü anlatıp onlara benimsetirken kendi yaşam biçimleri ile de örnek olmuşlardır.İçine sığındıkları halkların dili,geleneği,alışkanlıkları yani genel anlamı ile kültürlerini benimsemişlerdir.Bugün itibari ile Seyid’lerin etnik kimlik mücadelesinden çok yazgıları olan sorumluluklarla meşgul olmaları daha doğru olur.Etnik kimlikleri yada başka nedenlerle zülme uğrayan kesimlere destek olmak elbette temel insani bir  görevdir.Bunun için mücadele eden kurumlara destek olmak bu çerçevede doğrudur.

Yazımdaki ana fikir’den anlaşılacağı gibi her seyid içine doğduğu halkın kültüründen bağımsız değildir.Arap halkları içinde kalan seyidlerin Araplığı ile Türkmen’ler içinde kalan seyid’lerin Türklüğü neyse Kürt halkı içinde kalan Seyidin Kürt’lüğüde aynı çerçevededir.
Bir süre önce derneğimizi ziyaret eden (*)EL Hekim Müessesesi yetkilileri ile sohbetde aramızda geçen bir konuyu nakletmek istiyorum.

Heyet başkanı konumundaki seyid (EL Hekim ailesinden), arap lisanı ile konuşurken tercüman Türkçeye çeviriyordu.Bu durum karşısında ancak tercüman aracılığı ile anlaşabiliyoruz.Heyet başkanı ”Bizler akrabayız,ancak tercüman aracılığı ile anlaşabiliyoruz, Arap lisanını öğrenmiş olsaydınız ne iyi olurdu”anlamında bir değerlendirmede bulununca, bunun üzerine dedimki”Eğer atalarımız Türkmen’ler içerisinde Türkleşmese idi,Kürtler içinde Kürtleşmese idi,Acem’ler içinde Acemleşmese idi ehlibeytin nuru oralara nasıl ulaştırılırdı.”.
Bu yanıtım üzerine heyet başkanı tebessüm etti.                                                                   

Ülkemiz gündemindeki Kürt etnik kimlik meselesi elbette hakkın ve hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde bir çözüme kavuşturulmalı.Seyid’ler her zaman olduğu gibi gene mazlumun yanında zalimin karşısında olacakdır.

(*) EL Hekim Müessesesi : Irak’daki kutsal mekanların sorumluluğunu taşıyan ayrıca dini eğitim ve öğrenim kurumları olan bir yapı.(Necef Hz.Ali türbesi,Kerbela Hz.Hüseyin türbesi Kazimiye kentindeki İmam Musa Kazım türbesi gibi pek çok kutsal mekanlar) 

Twitter : @Kazim__Yaman

Mail : kazimyaman@babamansur.org.tr