Diğer Yazı Başlıkları

ALEVİ ÇALIŞTAYI(3) Nihai rapor hakkında değerlendirmem

​Alevi Çalıştayları nihai raporu Mart 2011 de açıklandı.Rapor konuya taraf olanların (Alevi’ler/Sunni’ler/Devlet)görüşlerini,çekincelerini,tavsiye ve telkinlerini içeren bir çerçevede hazırlanmış.Rapor “SONUÇ” başlıklı ve Çalıştaylar süreci sonunda sorunun çüzümü için hükümete 30 maddelik bir tavsiye metni ile bitirilmiş.

 

Söz konusu çalıştay toplantı tutanakları ve nihai rapor okunduğunda hükümete tavsiye metninin konuya vakıf olmayanların anlayabileceği bir tercümeye tabi tutulması zorunlu.

 

Bende bunu yapmaya çalıştım.Siyah metin rapordan alınmıştır.Tercüme ve Meal başlıklı cümleler ise benim söz konusu metnin aslında ne anlama geldiği ile ilgili notumdur.

 

 

ALEVİ ÇALIŞTAY RAPORU SONUÇ BÖLÜMÜ

 

Alevi sorunlarının kalıcı bir çözüme kavuşturulması amacıyla gerçekleştirilen çalıştaylarda konu bütün boyutlarıyla ele alınmış; Anayasal düzenin gereklilikleri ve sosyo kültürel temeller dikkate alınmak şartıyla atılması gereken adımlar belirlenmiştir. Tartışılan ve müzakere

edilen tüm konularda ülkenin birlik ve beraberliğine yapılan ortak atıflar tüm katılımcılar için memnuniyet verici olmuştur. İlkesel düzeyde barışın ve bir arada yaşamanın her türlü pazarlığın üstünde tutulması,sorunun çözümüyle ilgili olarak tüm katılımcılarda yüksek bir heyecanyaratmıştır.Bu duyarlılık içinde aşağıda sıralanan hususların Hükümet tarafından

değerlendirilmeye alınması, toplumsal barış ve esenlik arayışındakiher bir vatandaş için kayda değer bir gelişme sağlayacaktır:

 

 

 

I. Aleviliğin çerçevelendirilmesi ve tanımlanması bütünüyle Alevilerin uhdesinde olmalıdır. Devletin kendinden beklenen sorumluluğu yerine getirebilmesi için, Alevilerin kendi aralarında en başta tanımlama ve çerçevelendirme olmak üzere inançlarına yönelik konulara açıklık kazandırmaları ve bunu kamuoyuyla paylaşmaları gerekir. Devlet herhangi bir inanç alanının içeriğine müdahale edemez ve onu düzenleyemez. Ancak bu alanın güvence altına alınabilmesi için gerekli adımların atılmasında koruyucu roller üstlenebilir. Bu bağlamda Alevilerin de kendi yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir. Bu yükümlülükler hiçbir şekilde muğlâklığa izin vermeyen bir netlikle ve tam bir yetkinlik içinde inanç alanının açıklıkla ortaya konulmasını gerektirmektedir.

 

Tercümesi:Sayın Alevi’ler ayrı bir Din’misiniz,Kültür müsünüz,İslam içi bir inanç mısınız bir karar verin.İslam içiyiz diyorsanız eğer cemaat mısınız, tarikat mısınız, mezhep misiniz söyleyin.Söylemek yetmez buna bizi inandırın

II. Aleviler devlet ve toplum nezdinde ayrımcılığa uğradıklarınıi fade etmektedirler. Devletin, şeffaflık içinde bu algının ortadan kaldırılması için acilen rahatlatıcı adımlar atması gerekir. Sorunun karşılıklı hoşgörü, diyalog ve empati eksenli girişimlerle aşılması pekâlâ mümkündür. Ancak bütün bunlarla birlikte her şeyden önce ayrımcılığa yol açan uygulamalara son verilmesi ve özellikle de hukuki mevzuatın ayrımcılığı besleyen ve kurumsallaştıran öğelerden bir an önce arındırılması gerekmektedir.

 

Tercümesi:Sayın Alevi vatandaşlarımız devlet nezdinde ayırımcılığa uğradığınızı iddia ediyorsunuz’da bunun sorumlusu biz sunni’ler değiliz,devlet’tir (devlet deki sunni Müslüman etkinliğinin bunda hiç katkısı yok sanki) Toplum yaşamındaki ayırımcılık iddianıza ise katılıyoruz,size biraz hoşgörüsüz davrandık (Biz sunni’ler de yakın zamanda devletin ayırımcı uygulamalarına maruz kaldık,artık empati yapabiliyoruz).Size ayırımcılık yapılmasının başlıca nedeni hukuki mevzuat’tır (Aleviler Vali/Emniyet Müdürü/Kaymakam/General olamaz diyen bir mevzuat varda bizim haberimiz mi yok)

 

 

III. Tarihsel gelenekteki yapılanmalardan bağımsız, toplumumuzun sosyo-politik gerçekliğine uymayan, ikili ilişkileri zorlayan ucube adımlar atmak yerine, toplumsal birlik,beraberlik ve kardeşliğin her şeyden önce tüm inanç gruplarının eşitlikçi bir şekilde yaşadığı ve kendine yer bulabildiği bir hukuk devletinde ancak sağlanabileceğinin bilinmesi gerekir.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer;;toplumun sosyal ve politik dokusu din/inanç eksenlidir (Mealen:Cumhuriyetin kuruluş aşamasındaki din hassasiyeti ni bırakın artık, Cemaat, tarikat,mezhep temelli oluşumlara hukuk nezdinde itibarlarını iade edin ve devlet olarak bu oluşumlara eşit yaklaşın) Birlik beraberlik ve kardeşlik ancak böyle bir düzende sağlanır (Mealen:Aleviler bu yeni düzene itiraz ederlerse,çokca şikayet ettikleri ayrımcılığa rıza göstermek zorunda kalırlar)

 

 

IV. Alevi sorunu hukuk devleti normlarıyla hiçbir şekilde çelişmeyen bir laiklik anlayışı içinde ele alınmalı ve çözülmelidir.

Tercümesi: Sayın ilgililer; Devletin hukuk normlarıyla çelişen bir laiklik anlayışı var,Alevi sorununu bu anlayış değişmedikçe kolaylıkla çözülemez.

 

 

V. Aleviliğin bir kimlik farklılaşması içinde ortaya çıkmasının sakıncalarına dikkat etmek gerekir.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer ; Bir kısım odakların,Aleviliği farklı bir din gibi değerlendirmesi ve buna taraftar bulması ihtimali/riski nedeniyle dikkatli olun,gerekli tedbirleri alın (Alevilik İslam dışıdır diyecek kadar işi ileri götürenlerin buna cesaret etmelerinde mevcut Emevi din anlayışının payı yok sanki)

 

 

VI. Alevi sorunu İnkılâp Kanunları ve ulus devlet yaklaşımının üzerine oturduğu siyasal ve kültürel zemin dikkate alınmadan çözümlenemez. Problemin giderilmesi için başta

 

devletin homojenleştirici kimlik politikaları olmak üzere anayasal düzeyde teminat altına alınmış hususların gerçeklikle buluşturulması gerekir.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer; sizin sorunlarınızın kaynağı cumhuriyetin kuruluş aşamasında inkilap kanunları olarak bilinen yasalardır (Mealen:gelin hep birlikte anayasadan inkilap kanunlarını çıkaralım).Anayasadaki temel hak ve özgürlüklerin kullanılması devletin tekci zihniyeti nedeniyle gerçekleşemiyor (Mealen:Türk kimlik inşa sürecinden vazgeçilsin, Müslüman ortak kimliği bize daha uygundur.)

.

 

VII. Yasalarda gerçekleştirilecek düzenlemelerin devlet gerekliliklerine olduğu kadar toplumsal birlik ve beraberlik özlemine de destek sunması gerekir. Yeni ayrımcılık alanlarına yol açacak düzenlemeler toplumsal uyum ve birlik arayışlarını uzun vadede sekteye uğratacaktır

 

Tercümesi:Sayın ilgililer ; Alevilere haklarını veriyorum diye yasal düzenlemelerde ipin ucunu kaçırmayın.(Mealen:”Hepimiz Müslümanız”,asimilasyonunu kesintiye uğratacak düzenlemeleri yapmayın)

 

 

VIII. Yasal düzenlemelerin Alevi sorunlarının aşılmasındaki rolünü teyit edilmekle birlikte gündelik hayatta var olan ilişki bozukluklarını da ortadan kaldırmak gerekir. Bu nedenle Alevilik bağlamındaki tüm sorunların her şeyden önce“taraflar”ın birbirlerine karşı yakınlaşmasını ve empatiyi artırıcı süreçlere tabi olması gerekmektedir. Bunun için de Sünni ve Alevi vatandaşların birbirlerine karşı daha özenli davranmalarının önemi hiçbir şekilde göz ardı edilmemelidir

 

Tercümesi: Sayın ilgililer ; Sadece yasal düzenlemelerle Alevi sorunu bitmez,toplumdaki önyargıların kalkması ,zamana ve karşılıklı iyi diyalog sürecine bağımlıdır (Mealen:Alevilerin yüzyıllardır uğradığı zulum da biz sunni muslümanların katkı ve kayıtsızlığını affedin,unutun gitsin.Yeni bir sayfa açalım)

 

 

IX. Konunun belli başlı boyutları anayasal düzeyde ele alınıp tartışılırken, “Din ve Vicdan Hürriyeti”nin garanti altına alındığı 24. Maddenin de, “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” ve“Tevhid-i Tedrisat Kanunu” bağlamında değerlendirilmesi gerekir. Esasen sorunların kilitlendiği-kilitlenebileceği alan bu ilişkide açığa çıkmaktadır. Nihayet bu tartışmalar,Aleviliğin referans ve aidiyet sorunlarının giderilmesinde de oldukça etkili olacaktır.        

 

Tercüme: Sayın ilgililer ;  cem evlerinizin yasallaşmasını istiyorsunuz ama inkilap kanunları var buna engel olacak (Gerçekleri ancak böyle tersyüz edilir.İnkilap kanunlarında kapatılan kurumlar medrese,türbe,tekke,zaviye dir. cem evi ancak cami/mescit gibi değerlendirelebilir.)

Aleviler için de tekke,zaviye,türbe çok önemlidir.İnanç ve itikat esaslarına bu ortamlardan referans almaktadırlar (kısmen doğru olmakla birlikte bu kurumların yokluğundan Alevilerden daha fazla Sunni Müslüman lar olumsuz etkilenmiştir)

 

 

X. Aleviler İslâm dairesi ve Müslümanlık ortak paydası içinde Diyanet’in sunduğu hizmetlerden yararlanma hakkına her Sünni vatandaş kadar sahip olmalıdır. Bu konuda bir kısıtlama olmamalıdır. Ne var ki konunun siyasallaşmış olması,soğukkanlı bir şekilde ele alınmasını zorlaştırmaktadır.Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da üst İslâm söylemi konusundaki bilinen hassasiyetlerinin takipçisi olmaktan yılmaması gerekir. Bu duyarlılık ülke güvenliğinin de olmazsa olmaz şartları arasında yer almalıdır.

 

Tercümesi: Sayın ilgililer ; .Dinayetin sunduğu din hizmetlerine,(namaz kıldırma, Arapça eğitim,vb) isteyen Alevinin kolaylıkla ulaşması için kurumlarınızda uygun alanları diyanete tahsis edin.Ey Dinayet teşkilatı sizde Sunni mezhep kelam ve fıkıh ayrılıklarını birakın bunlar arasında orta yolu sürdürmeye çalışın (Mealen:Hanefi fıkıh ile Şafii fıkıh dengelenmez ise bu Kürt ayrılıkcı hareketinin istismarına sebep olur)

 

 

XI. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut statüsüyle, Sünnilik   dışındaki diğer İslâm temelli inanç gruplarına nasıl hizmet götüreceği, bu konuda ciddi çekinceleri olan gruplar karşısında devletin nasıl bir yapılanmaya gideceği konusunda hukuki çerçevede birtakım çalışmalar yapılması gerekir.

 

Tercümesi: Dinayet yapılanması sunni itikat eksenlidir.Dinayetin Alevi,Şii,Caferi,Nusayri vb inanclı kesime nasıl hizmet götürecek,bu kesimlerin dinayet ile ilgili önyargı ve kaygıları var.

(Mealen:Dinayetin sunni itikat dışı kesimlere hizmet götürme konusunda isteksizliği biliniyor bunu aşmanın yolu hukuki düzenlemelerdir..)

 

 

XII. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerinden genel toplumun hoşnut olduğu, bu nedenle de ortaya konacak önerilerin vatandaşlar arasında herhangi bir ayrımcılığa fırsat vermeden anayasal çerçeve içinde gerçekleştirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer ; Toplumun büyük çoğunlu olan sunni müslümanlar Diyanetin tüm hizmetlerini sunni Müslüman’lara bedelsiz vermesinden memnundur.Kurum Anayasal bir güvenceye de sahiptir.(mealen:Bazı kesimlerin Diyanet kaldırılsın görüşüne toplumun büyük çoğunluğu karşıdır.Bu hizmetlerine genel bütçeden aldığı devasa bütçe ile devam etmelidir)

 

 

 

XIII. Sorunun Diyanet’ten çok devletin bir sorunu olduğu unutulmamalıdır.Diyanet İşleri Başkanlığı ne Mevlevi ve Nakşibendîler gibi tarikatlar ne de Alevilik ve Nusayrilik gibi farklı inanç grupları için tasarlanmıştır. Bugün pek çoğu ilgili yasa ve mevzuatlar gereği yasal bir statüye sahip olmayan bu yapılanmaların önündeki engellerin anayasal sistemin gereklilikleri içinde kaldırılması toplumda bir rahatlama sağlayacaktır.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer ; Diyanetin tavrı/tarzı cumhuriyetin kuran iradenin tercihleri ile tarikatlar/cemaatlar üstü olmasını gerektiriyor (Mealen:Diyanet’te temsil isteyen cematler, tarikatlar bundan vazgeçin.sizin için en iyi yol Anayasada ki inkilap kanunlarının kaldırılması ile yasal bir yapıya kavuşturulmanızdır)

 

 

XIV. İnanç hizmetleri konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı’yla hiçbir bağ kurmak istemeyen Alevilerin talepleri de gözardı edilmemeli, durumlarına uygun bir yapılanmaya devlet ve toplum gereklilikleri içinde, laiklik ilkesini koruyarak,fırsat verilmelidir. Bu bağlamda laik devlet de kısıtlayıcı,engelleyici ve daraltıcı yorumları değil, genişletici, gerçekçi ve özgürlükçü yorumları temel almalıdır.     

 

Tercümesi : Sayın ilgililer ; Bir kısım Aleviler Diyanet bünyesinde kendilerini ifade etmek isterken bir kısım Alevilerde kendi dini kurumsal yapılarını Diyanet kurumu dışında oluşturmak istiyor.Diyanet dışında kurumlarını oluşturmak isteyen bu kesime toplumsal barışı ve laiklik ilkesine zedelemeyecek esneklik gösterilmelidir.

 

 

XV. Zorunlu din derslerinin uygulamada ortaya çıkan sorunlarının ortadan kaldırılması için Anayasa’da yeni bir düzenleme yapılması şarttır. Bu çerçevede söz konusu derslerin,diğer olağan derslerle aynı statüde tanımlanmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.

 

Tercümesi: Sayın ilgililer ; Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi’nin zorunlu olduğu hükmü Anayasadan çıkarılsın ancak diğer olağan dersler gibi okutulmaya devam etsin (Mealen:Zorunluluk hükmü anayasa da kalmaya devam ettikçe uluslar arası hukuk sürekli maraza çıkaracak.Hem dersin okutulmaya devam edilmesi hem de uluslar arası hukukun olumsuz tesirinden ancak böyle kurtuluruz)

 

 

XVI. Anayasa’nın 24. maddesinde yer alan ve tüm vatandaşların isteğe bağlı bir şekilde yararlanmalarına fırsat tanıyan eğitim ve öğretim programının işlerlik kazanması

 

çin, başta Aleviler olmak üzere tüm inanç gruplarının bu derslerden yararlanabilmeleri doğrultusunda gerekli düzenlenmeleri yapmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili

birimlerince gerekli teknik çalışmalar başlatılmalıdır.

 

Tercümesi : Sayın ilgililer ; Anayasa devletin din bilgisi ve ahlak dersini okullarda zorunlu tutmuş,ancak din eğitimini ise isteğe bağlı olmasını tercih etmiş.Devlet de isteğe bağlı olarak bu eğitimin alınacağı kurumlar oluşturmuş.Kuran kursları,imam hatip liseleri,ilahiyat fakülteleri bunun için faaliyette.Ancak ilköğrenim kurumlarında,imam-hatip harici liselerde,öğrencilerin veya velisinin iradesi ile din eğitimi alabilmesi için Milli eğitim bakanlığının koşulları oluşturması lazım(Mealen:Sunni inanç ve itikatını öğrenme,pratikde uygulaması olan namaz kılma,sure ezberleme vb gibi hususlarında ilköğrenim ve liselerde uygulamalı eğitimi verilmelidir)

 

 

XVII. İsteğe bağlı dersler, vatandaşların kendi rıza ve isteklerine bağlı olarak verilmekle birlikte hiçbir şekilde kendi kimliklerini beyan etmek zorunda kalmayacakları bir şekilde tasarlanmalıdır.

 

Tercümesi:Sayın ilgililer ; İlkokul ve Lisler de isteğe bağlı uygulamalı din eğitimi dersine giren yada girmeyen öğrencilerin bu tercihlerinde kimlik beyan etmelerine gerek olmayacağı bir sistem kurulmalı (Alevi öğrencinin Cem evine,diğerlerinin Camii yada mescide gitmeleri yada bu eğitimin okul bünyesinde olması durumunda, cocukların kimlik beyan etmelerine gerek kalmayacağı bir ortam nasıl sağlanacak???)

 

 

 XVIII. Mevcut haliyle din dersleri revize edilmeli, müfredat tüm inanç alanlarına aynı mesafe bilinciyle hazırlanmalıdır.

Tercümesi: Sayın ilgililer ; Mevcut din dersleri Sunni inanç/itikat esasları üzerinde şekillenmiştir.Tüm dinleri, inançları kapsayacak şekilde müfredat düzeltilmelidir.

 

 

XIX. Hükümet, derslerde yaptığı düzenlemeler hakkında uluslararası sözleşme ve yükümlülüklere uygun hareket ettiğiniilgili taraflara izah etmelidir.

 

Tercüme:Sayın ilgililer; Tüm dinlerin,inançların tarafsız ve eşit anlatılması gereken bir ders müfredatı yerine,ağırlıkla Müslüman sunni itikatının propagandasını yapan ders müfredatı ile artık bu işi götüremezsin(Mealen:Uluslar arası sözleşmeleri bilen ve takip eden bilinçli bir alevi toplum var artık)

 

 

XX. Din eğitim ve öğretimi, devletin denetleme hakkına zarar vermemek kaydıyla inanç gruplarının temel ilkeleriyle uygunluk içinde verilmelidir. Bu bağlamda gerek zorunlu

 

DKAB dersinde gerekse isteğe bağlı eğitim ve öğretim programlarında Aleviliğin gerçekte neleri kapsadığı, bellibaşlı inanç ve ritüellerinin neler olduğu vs. gibi konularda belirleyicilik hakkı toplulukta olmalıdır. Bununla birlikte Alevilerin de mevcut toplumsal düzen içinde kendi temsillerini nasıl sağlayacakları konusunda topluluk içi kanallar arasında gerekli uzlaşmayı sağlayarak belli bir söylemde uzlaşmaları gerekir.

 

 Tercümesi:Sayın ilgililer ; Din dersinin içeriğinin nasıl olması gerektiğine Alevi, Cafer, Nusayri,vb kesimlerde temsil yeteneği kazanmış kurumlarının birlikte karar vermesi gerekir.(Mealen:Alevi’lerin temsili konusunda kendi aranızda bir uzlaşma sağlayın ki muhataplarımız kim bilelim.Ayrıca öyle istediğiniz gibi her şeyin de ders kitaplarına girmesi mümkün değil.Bu konuda devletin yani diyanet işleri başkanlığının denetleme hakkını ve yetkisini kabullenmelisiniz).

 

 

 XXI. İsteğe bağlı din derslerinin içeriğini ilgili grupların belirleme hakkına saygı gösterilmelidir. Ancak bu durum da Türkiye’nin farklı inanç gruplarının yapılanmasına başından beri izin vermeyen vatandaşlık düzenini dikkate almayı gerektirir.          

 

Tercümesi: Sayın ilgililer ; Sunni Müslüman olmayan farklı inanç gruplarının inanç temelinde örgütlenmesi yasal değildir.Henüz yasal bir kurumsal yapısı olmayan bu farklı inanç gruplarının din dersi içeriği ile ilgili görüşlerini hangi zeminde ifade edecekleri belli değildir.

 

 

 XXII. Cemevlerine hukuki bir statü kazandırılmalı, bu çerçevede gerekli ihtiyaçlar eşitlik ilkesine uygun bir şekilde devletçe karşılanmalıdır.

 

(Tercüme edilecek bir yanı yok…Aynen yazıldığı gibi…)

 

          

 

XXIII. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmetlerini kendileri için yeterli görmeyen ya da bu hizmetlerden hiçbir şekilde yararlanamayan, yararlanmak istemeyen inanç gruplarının talep ve isteklerini incelemek, değerlendirmek ve Anayasa’ya uygun bir şekilde sonuçlandırmak üzere bir hukuk komisyonu kurulmalıdır. Bu kurum laik demokratik sosyal hukuk devletinin gereklilikleri içinde gerçekleştireceği çalışmalarıyla hükümetin bu alandaki adımlarına katkı sunacaktır.

 

(Tercüme edilecek bir yanı yok..Aynen yazıldığı gibi..)

 

 

XXIV. İnanç vergisi önerisi, toplumsal, dinsel ve kültürel maliyetleri bütün boyutlarıyla birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

 

Tercümesi: Sayın ilgililer ; Diyanet işleri başkanlığının hizmetlerinden faydalanamayan inanç grupları bu hizmetlerin yapılması için devler bütçesinden devasa paraların Diyanete aktarılmasını istemiyor.Alevi’ler her inanç kesiminin kendi diyanet benzeri kurumları olması ve vatandaşlarında inanç vergisi adı altında bir ödemeyi kendi inanç kurumuna aktarması için devlete ödenmesini teklif ediyor.Ancak bedelsiz hizmet almaya alışmış büyük bir kitleye bu formülü kabul ettiremezsiniz.(Mealen:Ayrıca böyle bir uygulama zorlukla sağladığımız sunni Müslüman ortak paydaya zarar verir.)

 

 

XXV. Tüm düzenlemelerde aslolan, toplumsal birlik ve kardeşlik düşüncesini pekiştirmek olmalı, ayrılığı ve karşıtlığı besleyici her adımdan özellikle imtina edilmelidir.

 

(Mealen:Büyük bir gayretle ve zorluklarla sağlanabilmiş “Hepimiz müslümanız” ortak paydasını pekiştirecek düzenlemeler yapılmalı.Ötesine dikkat edilmeli) 

 

 

XXVI. 1993’de Sivas’ta gerçekleşen Madımak Olayı, bütün boyutlarıyla aydınlatılmalı, vatandaşlar arasında kin, nefret ve düşmanlığı körükleyen unsurlar tasfiye edilmelidir.

(Tercüme edilecek bir yanı yok ..Aynen yazıldığı gibi..)

 

 

XXVII. Madımak Oteli kamulaştırılmalı; bina, birlik ve beraberliğin nişanesi olarak Sivas halkının taleplerini de dikkate alacak bir şekilde yeniden değerlendirilmelidir.

Tercümesi : Sayın ilgililer ; Madımak oteli kamulaştırıldıktan sonra öyle müzeydi,yıkılıp yerine anıt yapılması gibi vahşeti hatırlatacak şeyler yapılmamalı (Vahşete katılan yada seyreden, tepki vermeyen Sıvas halkı bir Kültür merkezini fazlasıyla hak ediyor doğrusu)

 

 

XXVIII. Otelin bir bölümü Madımak olayında hayatını kaybedenlerin anısını hatırlatacak şekilde düzenlenmeli ve girişine bu olayı tel’in eden bir pano asılmalıdır.

(Mealen: Bu vahşeti unutsanız iyi olur)

 

XXIX. Düzenleme, her halükârda unutma yerine hatırlamayı, kargaşa ve kaosu değil barış ve huzuru, geçiştirmeyi değil yüzleşmeyi öncelemelidir.

 

Tercümesi: Her yıl Temmuz ayında Sıvas’ta kaos ve kargaşa yaratılıyor,bundan vazgeçilmeli (Mealen: Otel Kültür merkezine dönüştürüldüğünde,bir bölümüne hayatını kaybedenlerin anısına olayı tel’in eden bir pano asılır.Kültür merkezine girip-çıkan Sıvas’lı larda böylece vahşeti hatırlayıp bununla yüzleşmeyi öğrenir.)

 

XXX. Çözüm için atılan adımların toplumun ortak referanslarına,değer ve inançlarına uygun olmasına özen gösterilmelidir.

(Mealen: Aslında en iyi çözüm mevcut sütatükonun devamıdır.Ancak illa bir değişiklik olsun isteniyorsa,toplumunun çoğunluğunun yani sunni Müslümanların onayının alınması gereklidir.)

 Kazım Yaman 13/04/2011   

Twitter : @Kazim__Yaman

Mail : kazimyaman@babamansur.org.tr