Diğer Yazı Başlıkları

MAKALAAT-I HACI BEKTAŞ VELİ(2) İnsan

​1- İkram sahibi olanlar, 2- Cömert olanlar, 3 Cimri olanlar,4- Düşük olanlar, 5- ve hayvan huylu olan insanlar,

    

 İkram sahibi olan, kendi yemez, onu bahşeder.- Cömert olan, kendi de yer bağışlarda.- Cimri, kimseye vermez kendi yer gözü de dışarıdadır.- Düşük insanlar, kendi de yemez birine bağışlamazda.- Hayvan huylu olanlar; yemez bağışlamaz başkalarını da iyiliklerden men eder.

Arifin gözü Tanrıya bakar zahidin gözü kendi ameline bakar; Zahid derki ben neler yaparım! Arif der ki Tanrı ne İster! Arif kendini unutmuştur hatta kendi benliği kalmamıştır ve Hak’ta yok olmuştur.

                   Arifin gamı (uğraşı) piridir.

                   Zahidin gamı (uğraşı) kendisidir.

En büyük mucize nebiler ve velilerin sözleridir. Çünkü mucize ve kerametler zahir yönünden sihir ve simyaya (gizli İlim) benzer her ne kadarki manada onlardan uzaktır ve büyücüler mucize türü işleri zahir yönünden çok yaparlar ve öylece “evliyaların özü ve kerametleridir” Falcılar ve büyücüler derler fakat sözde bunların hiç biri giremez.

İki talep vardır; Pir’in yolunda sordular ki “yolun bir sonu varımıdır.”

“Buyurdular ki yolun sonun vardır Ama menzilin sonu yoktur, çünkü iki seyir vardır; biri “Tanrı’ya dek” diğeri;“Tanrı’nın İçinde” o ki Tanrıya dek”tir sonu vardır ki Dünyadan ve kendinden geçmektir bunların hepsinin sonu vardır. İlla O zaman ki Hakka vardın, ondan sonra seyir Tanrının Sırları ve marifeti dünyasındadır ki onun sonu yoktur.

 

Bil ki Tanrı’nın Aynası dörttür. Ki dört harf ona işaret etmektedir ve O dört seviye ki Gönül, Akıl, Ruh ve Nefistir ve Dört Melek bu seviyelerin sonucudur. Örneğin Cebraillin kalıbıdır ki o kabiliyettir ilmin yeridir ve ilim gönül yoluyla elde edilir o zaman isim olarak, çok sayıda adı olur. İster ona gönül de ister Cebrail iki kelimede de kast edilen bir anlamdır ve akıl Mikail Hakikat rızıklarının aracısıdır yani ilim ve marifet akıl ile elde edilir ve Ruh İsrafil’in zarfıdır ki

Nesnelerin gerçeği onun elindedir ve o şekil Hakk’ın sıfatıdır-ki İnsanın ruhunda yazılıdır. Nasıl ki yüce Tanrı buyurur:“Kendi ruhumdan ona ruh üfürdüm”Ki: İsrafil’in vasfıdır ve nefis Azrail’in kalıbıdır ki O Hakkın üstünlüğüdür nasıl ki elçiler sultanı (hepsine ve bizim elçimize ve sülalesine ve yaranına esenlikler olsun) buyurur:“ona ki Muhammed’in nefsi elindedir and olsun.”

        

Ve yüce Tanrı buyurur; “Tanrı’nın eli onların ellerinin üstündedir.” burada ki anlam üstünlüktür. Nasıl ki derler;“ O kimse ellerin üstündedir.” yani böyle demekle üstünlüğünü anlatırlar ki O Azrail’in vasfıdır ki ruhların alıcısıdır ve her nesneden onda bir ruh vardır nasıl ki doğal temellerden toprak Azrail’in yüzüdür ve su Mikail’in, Hava İsrafil’in ve Ateş Cebrail’in.

 Nasıl ki Hz. Resul (a.s) buyurur:“Her elçinin ümmeti içinde bir benzeri vardır ve ey Ali sen

Ümmetim içinde benim benzerimsin.”Akıl benzetmede Cebrail gibidir ve onun ahtı olan gaybı düşünmek ve ona bakmak düşüncede, tefekkürde, hayatın biçiminde ve günlük işlerden çıkmaya, Cebrail gibidir ve onu Levhada anlamak.

       

 Bir gün bir derviş sordu ki: Hazreti Yunus (a.s) balığın karnında kırk gün kaldı himmeti ne idi ve insanın vücudunda ne vardı ki Yüce tanrı buyurmuştur; çok yakında ayetlerimizi ufuklarda ve kendi vücutlarında onlara Göstereceğiz.   (Yunus gibi balıkta gizli kalmış)

 ( hidayet ona gelince ona güven gelmiş)Hakikatte Yunus’tan maksat tende ki ruhtur ve balıktan maksat tendir ve denizden maksat tendeki nesnelerdir.

      

 O halde belli oldu ki yüce tanrı insanın ruhunu Cisimden önce yarattı ve istedi ki kendini açıklığa getirsin özünü yarattı. Ve onu İlimden görünen hale getirdi ve sınırlı bir varlık olmaktan birlik haline getirdi ve kendi kemalini ve sıfatlarını ortaya koydu. Ruhlardan sonra Tanrı ateşi, rüzgârı ve toprağı yarattı ve dünyayı onun üzerinde düzen verdi. Ondan sonra bu dört unsuru yoğurdu.

“Âdemin mayasına kırk gün kendi (kudret) Elimle yoğurdum.” O halde ey can bilin ki; Rabbü’l-âlemin (âlemlerin rabbi) Tanrı insanın kalıbını ateşten, rüzgârdan ve topraktan yarattı ve bunlara kırk aşama vermiş.

 

Şimdi ilk on aşama nefsi emarede hasıl olur ve nefis zalim Padişahtır ve her hareketi şerdir (kötülüktür) nasıl ki Yüce Kuran’da gelmiştir“Ben nefsimi arı saymıyorum çünkü nefis kötülüğe emredendir meğerki rabbim korusa.” (Yusuf suresi 22)Çünkü nefsin ateşle ilgisi var ve ateş sıcak ve kurudur.Ve O on seviye ki emareden oluşurlar şunlardır.“Cehalettir, Sinirlenmek (kızgınlık), Cimrilik ve buğz, Kahir,Kin, Kibir, Kıskançlık, İnkâr, İki yüzlülük (nifak);”

     

Ve bu on huy nefsi emare’ye özeldir, bunlardan arınmak gerek arınmak ne ile olur! Nefse hâkim olmakla olur. Pire varıp İrşat olmak ve dosdoğru olan hak yola Sıtkı sadakatle Varmakla olur. “ve buda bir üst mertebeye ermekle olur”Bu Makam nefsi Levvame dır, bunu aşmak için ise şu on

Huyu bilmek ve kat etmek gerek.Bu on huy bunlardır; Züht, Takva (sakınma) vara ve cümle

(kötülükten çekinme) Kulluk, hakkı ödeme, nefsi koruma, Dostu görme duygusu, Hak İmanına uymak ve Hak yolunda Mücadele etmek, olmalıdır,

      

Yüce Allah “Levvame”nin hakkında buyurur:“Ant içmem kalkış gününe ve Ant içmem Levvame (Uyaran)Nefsine” (kıyamet 23)

Nefsi Levvame rüzgâr gibidir ki, rüzgar soğuk ve kurudur.Mürşitler buyurur ki bu nefis hem iyilik yapan hemde kötülük yapandır.Arifler ise suya benzetmişler, nasıl ki Kuran dan beyan eder.

“O zaman İlham etti ona İyilik ve kötülüğü, uysallığı ve isyanı” (şems 8) ve öylece soğuk ve nemlidir.Bu aşamayı kat eden talip derviş can ise, üçüncü evrede olanNefsi “Mülhime” evresine ulaşır.Ve bunların Tamamı da on huydan ibarettir ki, şunlardır;

     

 Akıl, Hikmet, Bilim, vahiy, İlham, Hayır, Boş olmayan söz, Fazilet, Cömertlik, İhsan (iyilik) ve bu on aşama “Mülhimenin”dir. Asıl erdemlilik bunların tamamını kendinden bilip bu huylarla huylanmak ve daha güzeline erişmeyi hedefleyip bulmaktır. Bunu böyle anlatmaktadır Yüce tanrının sözü:“Ey güvende olan nefis (beni anarak beni anarak güven duyan, nimet zamanında şükür eden ve mihnet zamanında sabır eden kalıbından) seni yetiştirene dön o halde ki sen Halinden Razısın ve senden de o razıdır, kullarımın arasına gir ve mutluluk yuvama gir” (fecr 27-30) Mutluluk yuvasından (cennetten) kast edilen, bana yakın olanlar ve has kullarımla görüşmektir.O zaman her kim ki bu huyun sahibi olur, Hakkın emri olmadan asla hareket etmez ve mürşidi kamiller onu ademe benzetmişler ki yüce tanrı şöyle buyurur:

“O bütün İsimleri Âdeme öğretti” (bakara 31)Onun kalbinde bir İlim oluşturdu isimleri kapsayan başlangıç yoluyla. Ve bu nebiler ve velilerin zatıdır çünkü ezeli ve ebedi kelimeler topraktan meydana gelir ve toprak soğuk ve kurudur:

                       Toprak ol toprak ki gül bitsin,

                       Çünkü Ancak toprak’tır Mazharı küll

 

Ey can toprak olmak topraktan gül bitirmek yani o mertebeye ermek içinde nefsi mülhimeyi aşmak gerek İlkokul çağına eren bir çocuk nasıl başladığı yerden durmayıp, orta oklu, lise ve üniversiteyi okuyup hayata atılıyorsa, İnsanda evresini tamamlamak ve mabuduna kavuşmak yani, halka hizmet ederek hakka ulaşıp vahdet-i Vücut olup saf ve temiz olarak aldığı emanetini sahibine teslim etmesi için bir üst makama geçmesi gerekir. “Mutmain” olmak ve öylece bir on marifet daha kat edip tanrısal olgunlukların evresini yani yukarıda anlattığımız,mertebeyi bulmak.

Ve bu on Aşama şunlardır ki: Fakr ve sabır, Adalet ve İnsaf, İlim ve Rıza, Tahkik ve Yakın, Aht ve Vefa,Söylenen bu on Aşama topraktan oluşur. Ve toprakta bir gizem vardır ALİ (a.s) ın bir İsmi “Ebu Türap”tır. Ve Bu Seviyeler bütün Evliyaullah ve şüheda Ermiş İmamlardan Oluşmaktadır ve her yolcu bu yüce seviyelere ve değerli makamlara ulaşır velayet makamına kavuşur, Hazreti Hünkâr buyurur ki; Velayet ve Nübüvvet Hakikat dünyasında birdir.Ve Hazreti Muhammed buyurdu; Ben İçinizde İki Bölünmez emanet bırakıyorum bir benim Ehlibeytim ve onunla bir bütün olan Kur-anı kerimimdir dedi, O halde eğer istiyorsanız ki hak yolunda sağlıklı kalasınız,

Nebiler sultanına, Ehlibeytine ve kuranına tutunun.Nasıl ki Hamd edilmiş kitapta; onun rehberi buyurmuştur:“O halde gerçekten kopmak bilmeyen tutanağa tutunmuştur,O kopmayacaktır ve tanrı duyan, bilendir.”(bakara 256)“Bil ki yüce tanrı göklerde ve yerde her ne yaratmıştır onun benzerini senin vücudunda yaratmıştır.”

     

O, Gökte Arş yarattı senin özünde de Himmet ki binlerce kat ondan büyüktür. Göklerde Cennet yarattı ve senin bedeninde gönül yarattı ki binlerce kat Cennet ten güzeldir,

Çünkü Cennet Şehvetin yeridir ve gönül marifetin yeridir ve Cennetin haznedarı Rıdvan’dır ve senin gönlünün Haznedarı ise Rahman’dır.Ve yerde Cehennem yarattı ve senin teninde şehvet yarattı ve heves yarattı ki heves, “haviye”ye benzer ki orada bedenin Ateşi yakıcıdır ve burada din’in ateşi yakmaktadır.Ve gökte Ay yarattı ve senin teninde Akıl, Ay çoğaltır ve azaltır, bil ki Akıl da öyledir; Gökte Güneş yarattı senin gönlünde marifet yarattı, Güneş cümle evreni aydınlatır ışık verir, Senin marifetin ise, Arşı ve kürsü aydınlatır.Ve Âlemde Denizler yarattı ve senin içinde Sırlar yarattı Ve dedi ki:“Kendi içinizde de görmüyor musunuz?” (zariyat 21)

Yani aradığınız kendi içinizdedir, ama ne fayda ki Göremiyorsunuz ve bilemiyorsunuz.

       

Ey yüce tanrım Rahman sıfatın hakkına yalvarıyoruz?

Bizleri Mutmain sıfatına eren kulları arasına dâhil eyle ve Bizi Zalimlerin Şerrinden emin ve muhafaza eyle.Ve deriz ki Ey rabbimiz; İnsanlık âlemini de bu zalim ve bağnaz güruhtan uzak eyle.Gerçeğe hü…

      

 (Din ehlinin elinden çıkıp ehil olmayanın eline düşerse afyondan daha tehlikeli olur)             

 

kaynak :makalatı hünkâr Hacı bektaş-ı veli                              

                                                       Veysel KARA