Diğer Yazı Başlıkları

​DERSİMDE ALEVİ ÇALIŞTAYI VE ÖNEMİ

Dersimde bir Alevi çalıştayı gerçekleştirildi.

Çok önemli bir gelişmedir bu. Daha çok Pirler ve Alevi önderleri görüşlerini belirttiler.

O çalıştay ışığında bende görüşlerimi şöyle belirteyim:

Alevi- Kızılbaş öğretisinin, yaşam biçiminin bin yıllardır saldırı altında olduğunu biliyoruz.

Sultanlar, padişahlar, krallar ve günümüzün iktidarları, Aleviliği söndürmek, insanlığın kalbinden o muhteşem masumiyeti silmek için ellerinden gelen ne varsa yaptılar, yapmaktadırlar.

Sadece karşıdan gelen saldırılar olsa, onunla geçmişte olduğu gibi yine de baş edebilirdik.

Ne acı ki, kendi içimizde de, sisteme ikna olmuş birçok anlayış, Aleviliğin evrensel zeminine saldırmaktadır.

Sistem ve sistemin emrinde olan sözüm ona Alevi önderleri, Alevi sosyolojisini, o dayanışmacı ve ortaklaşmacı kültürünü ve ritüellerini, yaşamımızdan uzaklaştırarak birer mitolojik öyküye indirgemek istemektedirler.

Bunu yaparken kullanılan dil ise daha çok bize yedirilmiş bireyselliğin dilidir.

Bu dil Aleviliğe; "Feodal" diye saldırmaktadır, Bu dil Aleviliğin geçmişte kaldığını, Öğretisinin ise,   günümüzün sorunlarını çözemeyeceğini söylemektedir.

Oysa biz biliyoruz ki, bugünün sorunlarını geçmişten kopararak ele alamayacağımız gibi, dermanını da geçmişten uzaklaşarak bulamayız.

Savaş, sömürü ve zulüm nasıl ki geçmişten bugüne, dünün egemenlerinden yadigar kaldıysa; sevgi, dayanışma, kardeşlik ve barış mücadelesi de halkların bize mirasıdır. Bu kavramların gericilikle ve feodallikle alakası yoktur. Tersine feodal sömürünün insanları aç ve susuz bırakmasına karşın Pirlik ve dedelik kurumu, sosyal bir örgüyle taliplerinin birbirleriyle dayanışmasını sağlamıştır.

Aleviliğin sosyolojisindeki "can" kavramı, "musahiplik" kavramı, "pirlik" makamı ve "ikrar", insanlığın bir arada ve barış içinde yaşamasına vesile olmuştur.

Bunu daha iyi gözlemlemek için, özellikle Dersimin geçmişindeki yaşam biçimini iyi incelemek gerekir.

Değerli canlar

Gerek yolumuzun bugüne gelmesinde, gerekse süreğin hayat bulmasında Pirlerin hizmetini bilmemiz gerekir.

 Pirimiz Pir Sultan Abdal'ın, yolu için ve ayrıca taliplerine yönelecek zulmü önlemek için, nasıl ki idam sehpasını göğüslediyse, Pirler de o yolu hep rehber edindiler.

Buna en iyi örnek ise, yakın tarihimiz olan 38 kıyımındaki ocakların durumudur.

38 birçok özellikleri içinde barındıran bir etnik kıyımdır (ki bütün devlet yazışmalarında Dersim Kürt'leri yola getirilmelidir şeklinde yazılmıştır), böyle olmasına rağmen, zulüm, ocaklara ve ocakzadelere de yönelmiştir.

Egemenlerde biliyorlar ki, Ocaklar, yalnızca taliplerinin kişisel sorunlarını çözmek için uğraşmaz, onları bir arada tutmayı da sağlarlar.

O nedenle 38'de Dersim ocaklarına büyük saldırı olmuş, Pirler de taliplerinin kaderini yaşamışlardır. Bir kısım Pir katledilmiş, kalanlar ise sürülmüştür.

Hem; Pirler inançları gereği, silah bulundurmayı kendilerine yasak etmiş olmalarına rağmen bu zulmü yaşamışlardır.

Değerli canlar:

Uzun zamandır Aleviler, sorunlarını tartışıyorlar, devletin "görmeme" saldırısına karşı görünür olmaya ve hakları için mücadele ediyorlar.

 Alevi kurum ve kuruluşlarının bu mücadelesinde ne yazık ki Pir'ler ve Ocaklar görünmez durumdadırlar. Ocakların bu mücadele içine dahil olması ise işin doğası gereğidir.

Şayet yolun ve geleneğin sürdürücüsü Ocaklar ve ocak sahibi Pirler ise, bu mücadelede de önde yer alması başarı için olmazsa olmazdır.

Bu nedenle bu çalıştay çok önemlidir.

İki nedenle önemlidir.

Birincisi ocakların ve ziyaretlerin yurdu Dersimde olması oldukça isabetlidir.

İkincisi bu çalıştayda Ocakların ve Pirlerin bulunması, görüşlerinin alınması ve daha da önemlisi ocakzadelerin ve pirlerin bu çalıştaya önderlik etmesi Alevi toplumunda mutluluk ve heyecan yaratacaktır.

Artık Ocaklar ve Ocak Pirleri, talipleriyle birlikte ve hatta onlara yol göstererek, bütün sıkıntıların çözümünde varlar, var olacaklar.

Daha dün Şengaldeki Ezidi canlara ve Kobani'de ki canlara saldıran günümüzün yezitlerine karşı Aleviler bütün gücüyle dayanışma gösterdiler. Burada önemli olan ise bu dayanışmayı öğütleyen, yol gösteren ve taliplerinin önüne düşerek sınıra giden Pirlerimizin olmasıdır.

Bu; hem Alevi toplumunu daha çok harekete geçirmiştir, hem de Pirlerimiz, bu dayanışmanın Alevi inancındaki yerini anlatarak büyük bir motivasyona neden olmuşlardır.

Değerli canlar bu çalıştay, derinden yaralanmış Alevi sorunlarını bir çırpıda çözmeyecektir, bunu beklemek haksızlık olur, ancak böylesi bir temelden başlanması, gelecek konferansların da sağlam zeminden devam etmesine olanak sağlayacaktır ki bizim asıl sorunumuz yanlış zeminde doğru şeyler tartışmış olduğumuzdur. Artık doğru zeminde doğru soranlar tartışılacaktır ve bu oldukça önemlidir.

Ayrıca Alevi süreğine monte edilmiş yabancı ritüellerden arındırılması ve Özgünlüğüne kavuşturulması için uzun erimli bir çabaya da gerek vardır.

En gerekli olan Alevi otantiğine ulaşmak, özellikle cenaze ritüelinde ki bize ait olan can cana ve eli kalbin üzerine konarak helalleşmek gerçeğimiz başta olmak üzere birçok alanın Alevileşmesini sağlamak gerekmektedir.

Değerli canlar:

Artık Ocaklar, Alevi kızılbaş öğretisinin o dayanışmacı ruhunun hayata geçirilmesinde dün olduğu gibi bugünde misyonuna sahip çıkacaktır.

 Daha da önemlisi Ocaklar ve Pirlerimiz bu bütünlüğü sağlamaya önderlik edecekler ve böylece hiç bir güç bizi parçalayıp bölemeyecektir.

Bu inançla, birliğimizin ve dirliğimizin hayat bulmasını, "her insan hakkın suretidir" şeklindeki anlayışımızın gereği olan barış ve eşitliğin hâkim olmasını diliyorum

Erenlerin, evliyaların ve insanı kâmillerin yüzü suyu hürmetine hü.

Hüseyin YILDIRIM