Muharrem Ayı Ve Orucu

​​Muharrem Ayı’nın kutsallığı hakkında Kuran’ı Kerim’in iki ayeti ile başlamamın sebebi, bu ayda bir hayvanın kesilmesi bile yasaklandığı halde, Emevi saltanatı hiç acımadan

Hz. Muhammet Efendimiz’in torunu İmam Hüseyin Efendimiz’i ve yetmiş bir arkadaşını Kerbela çölünde şehit etmesidir. Biz İslam’ız diyen bazı zevattın hâlâ bu konu hakkında sessiz kalması ve Kerbela’nın yasını tutanları kınamaları Allah katında affedilemez bir günahtır.

Tövbe suresi, ayet 36; Cenabı Hak subhanehu Taala, müminlere talim ve tembih buyurarak; indi subhanisinde ve takvim-i rabbanisinde, ya’ni hazret-i ilminde ve levh-i mahfuzunda; sema’yı ve Arz’ı halk edeliden beri takdir buyurmuş olduğu ayların adedi on ikidir. Muharrem ile başlar, Zil’hicce de biter. (Ey Hakikat arayan! İşte eyyam-ı firak böyle madudedır. Eyyam-ı visal ise; bilahisab ve bilainkıta’dır.) Evet, eyyam-ı ibadet inkıtaa uğrar ve onun karşılığı olarak da müşahedat tecellisi olur. Eyyam-ı Firak ise gayet azdır. İmdi bu on iki ay, şunun bunun değiştirmesi, uydurması değildir. Bu kameri aylardan dördü hürmetli aydır. Muharrem, Zil’hicce, Zilkı’de ve Receb. Bahusus bu dört Ay’ın tahrimi; öteden beri kaim bir din ve şeraittir. Ta İbrahim ve İsmail aleyhimesselamdan Mevrus, Arap’lar buna riayeten gelmişlerdir. Siz de millet-i İbrahimsiniz, bu dört ayda nefsinize zulmetmeyiniz! O Hürmeti, o tahrimi; ef’al-i memnuayı irtikâp ile bozup, azab-ı İlahiyyeye istihkak kesbetmeyiniz! Zira bu aylarda işlenen güzel amel ve ef’alin karşılığı çok büyük olduğu gibi, bu aylarda işlenen zulmün cezası da çok büyük olur! Müşrükler toplu halde nasıl sizinle, terahhum etmeyerek, vakit tanımıyarak kıtal ediyorlarsa, siz de onlarla kıtal ediniz!  Bu husus, bütün zamanlarda, evet eşhürü hürümde ve gayrilerinde Cihad size caizdir. Ve şunu da biliniz ki: Allah’ın imdadı, nusratı; itikat sahiplerinedir. Allah muttakilerle beraberdir.  

Tövbe suresi, ayet; 37;

Şehri-i Muharrem’in hürmetini tehir, diğer bir aya tahvil etmek, (hulasa bu geriletme işi)

Küfürde bir ziyadelikten başka bir şey değildir. Onların bu sebep-i tebdili, delalette ileri gitmelerine sebep olur. Cenabı Hakk’ın haram kıldığı ayların adedini tamam getirmek için

Onu bir sene helâl, bir sene haram addederler. Husus ile Allah’ın haram kıldığı şeyleri helâl kılarlar. Haramı helâl kılmak, tebdil, te’hir etmek bu hususlara riayet etmemek, bu işledikleri bütün fena fiiller; kendilerine hoş, güzel görünür ve sevdirilir. (Neden güzel gelir, sevdirilir? Kâfir kavme Allah hidayet etmez de ondan!)

Sure-i Maide, ayet; 2;

(Ey talib Cenab-ı Hak: (Ya eyyühelleziyne amenü) diye hitap ediyor. Bu hitab, kendisinden gafil olmayanlara aiddir. Zira (El-mü’min ) esm-i hünsadandır. İman Muhibbi’nin vasfıdır.

Binaenaleyh bu hitapta bir hususiyet vardır) Ey Allah’a taabbüd ve itaat edenler! İmanınızın iktızası olarak, Allah’ın hac mevsiminde haram kıldığı kitabullahta beyan edilen muharrematı nefsinizde mühbah kılmayın. O’nun emrine ta’zimen beyt-i şerife hürmeten bu hususa dikkat edin. Ya’ni bütün şeairi muhterem tutun, hürmetini hetkeylemeyin. Bahusus şehr’i harame (*) Kıtal ile riyayetsizlikte bulunmayın Kâbe’ye ihda olunan kurbanlılıklara, kurbanlık nişanesi olmak üzere, herhangi bir şeyden takılan gerdanlıklara kılâdeli kurbanlıklara ve Bey-i Haram’a; Rablerinden hem bir fadl, hem dünyevi ticaret, hem de Rabb’inin rızası ümidiyle gelenlere hürmetsizlik etmeyin. Beytul-Haram’ım emniyetine giren münkirlerle de mukabele etmeyiniz haramdır. Avlanacaksanız ihramdan ve haramdan çıkıp hile girdiğiniz vakit avlanın, ihramdan çıktıktan sonra haram haricinde sayda mezunsunuz Fakat sayd-ı haram, ne ihramlı, ne ihramsız hiçbir halde caiz değildir. Bir vakitler sizi Mescidi Haram’dan buğz hased, aynı zamanda korkularından men’ettiklerinden dolayı bir kavm olan buğz sizi kendilerine taarruz ve tecavüz ettirip günaha sokmasın. Birr u takva üzerinde yardımlaşın, ma’siyet ve tecavüze yardım etmeyin, Hudud-u şer’iyi aşmayın. Bu hususta Allah’tan korkun. Allah nakz-ı ahd edenleri tepeler. Allah’ın azabı gayet şediddir dayanılır şey değildir.

(*) Recep, Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Dört aydan birine!

Sure-i Maide, Ayet; 94;

Ey insanlar! Ahvalinizi ıslah eden Allahu Teâlâ, gayıbda kendinden korkanı, hayattan azloldun emri gelmezden evvel Hakk’a karşı saygısı olanı temyiz etmek için, siz ihramda iken elinizin altına mızraklarınızın ucuna gelen sayd ile sizi size anlatmak üzere imtihan edecektir. Bakalım emr-i muhafaza edecek misiniz, etmeyecek misiniz? 

Sure-i Maide, Ayet; 95;

Ey mü’minler! İmanınızın iktizası ihramda iken, haremde iken av öldürmeyin. Sizden her kim avı katlederse ona ceza vardır. Cezası: Sizden adalet sahibi kimselerin, katlolun an avın misli en’amdan olduğuna hüküm ve takdir ettikleri deve, sığır, davarlardan birinin Kâbe’ye götürülerek kurban edilmesidir. Yahut fukarayı itham suretiyle kefaret veya buna muadil oruç tutmaktır. Ta ki bu ceza, irtikâp ettiği cürümün, kabahatin vebalini tatsın içündür.

Cenab-ı Hak geçmişi ya’ni tahrimden evvelkini afv buyurmuştur. Her kim sayd tahriminde sonra bir kerre daha böyle yapsa Allah ondan öç alır. Cenab-ı Hak hükmünde galibdir, Ma’sıyyette inad edene intikam sahibidir.  

Şemseddin Yeşil, Füyuzat Kur’an-ı Mübn’in Mealen Tefsiri

Bu ayeti kerimeler üzerinde daha önce de durulup değişik manalar verildi. Bu ayeti kerimelerde anlatılan kutsal aylardan biri de Muharrem Ayı’dır. İş bu ay, Allah katında saygı gösterilmeye layık görülen bir aydır.

Bu ay içinde Aşure günü vardır ki; o gün sevap işleyenlerin ecri, Allah katında çok büyük olacaktır. Ebu nasr (babasından naklen), Mücahid ve İbn-i Abbas.

Resulûllah Efendimiz şöyle buyurduğunu anlatılmıştır:

“Bir kimse, Muharrem ayında bir gün oruç tutar ise, onun için her güne otuz günlük oruç sevabı vardır.”

Meymun b. Mihran yolu ile gelen rivayette; İbni Abbas Resulûllah Efendimiz’in şöyle buyurduğunu anlatmıştır. “Bir kimse, Muharrem ayında, aşure günü oruç tutar ise, onun için on bin melek sevabı verilir. Bir kimse, muharrem ayında aşure günü oruç tutar ise. Onun için on bin şehit sevabı, on bin hac eden ve ömre eden sevab verilir. Bir kimse, aşure günü bir yetimin başını okşar ise, o yetimin başındaki tüylerin sayısı kadar o kimsenin cennette derecesini artırır. Bir kimse aşure gecesi, oruçlu bir mümine iftar ziyafeti verir ise, Muhammet ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş kadar olur”

Bu arada sahabe Resulullah Efendimiz’e şöyle dedi:

“Ya Resulullah, bu mânâya göre, Allah-u Teâlâ aşure gününü diğer günlere bakarak daha üstün kılmıştır.”

Bunun üzerine, Resulûllah Efendimiz şöyle buyurdu:

“Evet öyledir.

Allah-u Teâlâ semaları aşure günü yarattı.

Dağları aşure günü yarattı.

Denizleri aşure günü yarattı.

Kalemi aşure günü yarattı.

Levhü aşure günü yarattı.

Âdem aleyhiselamı aşure günü yarattı. Âdem aleyhiselamı aşure günü cennete koydu.

İbrahim aleyhiselam, aşure günü doğdu. Allah-ü Teâlâ onu aşure günü ateşten kurtardı.

Oğluna kurban fedaisini aşure günü yolladı.

Firavun, aşure günü suda boğuldu.

Allah-ü Teâlâ, Eyüp aleyhiselamı hastalık belasından aşure günü kurtardı.

Allah-ü Teâlâ, Âdem aleyhiselamın tevbesini aşure günü kabul buyurdu.

Allah-ü Teâlâ, Davud aleyhiselamın günahını aşure günü bağışladı.

İsa aleyhisselam aşure günü doğdu.

Kıyamet de aşure günü kopacaktı.”

Ebu Hüreyre’den gelen bir başka rivayette ise, Resulûllah Efendimiz’in şöyle buyurduğu anlatılmıştır. “Allah-u Teâla, İsrailoğulları’na senede bir gün oruç tutmayı farz kıldı. O da, Aşure günü orucu olup Muharrem Ayı’nın onuncu günüdür. O gün siz de oruçlu olunuz. O günde, çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz. Her kim, aşure günü, malından bolca harcar ise, Allah-u Teâla, senenin diğer günlerinde ona bolluk ihsan eyler. Bir kimse, aşure günü oruç tutar ise kırk senelik günahına kefaret olur.”

Hazreti Ali tarafından rivayet edilen bir hadisi şerifte ise, Resulûllah Efendimiz’in şöyle buyurduğu anlatılmıştır. “Bir kimse, aşure gününü ihya eder ise, Allah-u Teâlâ onu dilediği gibi diriltir.” “Bir kimse aşure gecesini ihya eder ise, yani ibadetle geçirir ise, Allah-u Teâlâ onu, arzusuna uygun bir şekilde kıyamet günü diriltir.”

* Abdülkadir Geylani, Cunyet’üt Talib’in Kitabı,19. Bölüm, Aşura Gününün Faziletleri.

Bakın Fazlullah ne diyor?

“Yaşamım boyunca Şirvan’da tek dostum olmadı”

“Ben çağın Hüseyin’iyim”

“Düşmanlarım Yezid ve Şimr”

“Aşure, alınyazım”

Ve “Şirvan Kerbela’mdır”

“Şüphesiz ben de sizin gibi bir insanım” (K. XVIII, II O; XLI,5) ayetinin inmesinin sebebi, Mevlana Hazretleri’ne malumdur. Şöyle ki Müminlerin emiri Ali (Tanrı ondan razı olsun),

Aşura’nın onuncu gününde Mustafa’ya uymuştu. O gecelerde, Ali de (Peygamber gibi) hiç yemiyordu. Mustafa, Ali’ye baktı, onda za’f alemeti gördü. Bunun üzerine ona: “Ben sizin biriniz gibi değilim” dedi. Fakat Tanrı tarafından “Ben de sizin gibi bir insanım” dedi.  (K.XVIII. 110; XLI,5) ayeti geldi. Arada şu kadar fark vardır ki, bana vahyolundu.” buyurdu.

Burada şu konu net anlaşılıyor ki Hz. Muhammet Efendimiz ve Hz. Ali Efendimiz de Aşura’da Muharrem Orucu’nu tutmuşlardır. Ancak ne acıdır ki günümüzde ben âlimim diyenler cesaret edip bu konuları net bir şekilde açıklamıyorlar. Açıklayanları da çeşitli karalamalarla, karalamaya çalışıyorlar.

Şark-İslam Klasikleri, 26, Ariflerin Menkıbeleri, cilt: 2, sayfa; 81  

Muharrem: Kameri Takvimi’nde yılın ilk ayıdır.

SÜLEYMAN METİN