Diğer Yazı Başlıkları

​Hızır Aleyh-i Selam ve Hızır Orucu

Osmanlıca sözlükte Hızır’ın Anlamı: “İçenlere ölmezlik veren, ab-ı hayatı içmiş bulunan ve kul sıkıldığı zaman imdadına yetişmekle meşhur olan peygamber” diye yazar.

İskender’in Hızır ve İlyas hikâyesinde, Milattan önce 323 yıllarında geçen hikâyede de üç kişinin birlikte ölümsüzlük suyunu aradıkları ve bu suyu Hızır Aleyh-i Selam’ın bulduğu ve darda kalanlara yardım ettiğini ve her zorlukların üstesinden geldiği yazılıdır.

M. Faruk Gürtunca, Tarih-i Taberi, cilt: 2, s. 280-281 

HIZIR-İLYAS

Hz. Musa zamanındaki erenlerden biri, yahut Hz. Musa şeriatına tabi bir Peygamber! kuru otların üstüne oturduğu vakit bu otların yeşermesi yüzünden, Hıdır diye anıldığına dair bir hadis, rivayet edilmiştir! Ayak bastığı yerlerde ve çevresinde bulunan otların yeşerdiği hakkında hadisler vardır! İlyas Kuran’ın 6’ncı, Enam suresinin 85 ve 37’nci, Saffat suresinin 123-130 ayetlerinde anılan bir peygamberdir! Hızır, Musa Peygamber’le görüşmüştür.

Ab-ı hayat, Ab-ı hayvan.

Ab-ı zinde gani, ab-ı Cavidan’ı ve Türkçede “Bengisu” diye anılan bu su, içeni ölümsüzlüğe erdiren bir sudur.

Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre Divanı, s. 245-264.

Kuranı Kerim’in, Kehf suresinin, 60-82’ye kadar olan ayetleri Hz. Musa Peygamber’le Hızır Aleyh-i Selam’ın arkadaşlık ve musahipliğinden bahseder. Konu kitabın musahiplik bölümünde geçtiği için, ayetleri bu bölüme yazmadım.

Dirse Han oğlu Boğaç Han destanında, Boğaç Han, “Ana ağlama, bana bu yardan ölüm yoktur korkma, Boz Atlı Hızır bana geldi, üç kere yaramı sıvazladı, bu yaradan sana ölüm yoktur, dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir.” dedi. 

Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut, s. 31- 32

Mevlana’nın Lebbeyk (1) şiirinde yine darda kalan bir şahsa Hızır’ın yetiştiği ve onun sorununu çözdüğünü yazar.

Prof; Ra. Nicholson, Tercüman 1001 Temel Eser-Mevlana Celaleddin Rumi, s. 100.

Ahmet Eflâk’ın yazdığı Ariflerin, Menkıbeleri kitabının birinci ve ikinci ciltlerinde

Hızır ile ilgili onlarca hikâye mevcuttur. Arzu edenler bu son derece güzel kısasları okur ve bunlardan kendine önemli mânâlar çıkarır.

Alevi toplumu inanç olarak Hızır’ın varlığına şüphesiz bir şekilde inanırlar ve her sene onun üç gün orucunu tutarlar. Bu oruç genellikle Ocak ayının son haftası ile Şubat ayının son haftası arasında tutulur. Eskiden Ocak Dedeleri gelsin, Hızır Cemi yapılsın diye bu orucu bölgeler kendi içinde bir aylık bir zaman dilimi içinde tutarlarmış. Ancak bu devirde bence en makbulü, toplumumuz açısından da birlik sağlanması adına her sene Şubat ayının ikinci haftası salı günü başlayıp perşembe günü orucu bitirmek. Perşembe gecesi cem yapma imkânı olan yerlerde, Hızır Cemi’ni yaparken Hızır Lokması da birlikte dağıtılmalıdır.

Hızır orucunu niye tutuyoruz? Bu hususta yazılı birçok kaynak var. Bunların birincisi Hz. Ali ve Hz. Fatma’nın biricik çocukları İmam Hasan ve İmam Hüseyin hastalanırlar, Hz. Ali ve Hz. Fatma Anamız çocukların iyileşmesi için üç gün oruç tutarlar, ancak tam oruçlarını açacakları zaman bir fakir gelir ve her seferinde yemeklerinin tamamını o fakire verirler.

Üçüncü günü imamlar tamamen iyileşir ve Hz. Muhammet torunlarını ziyarete gelir. Hz. Fatma babasına durumu anlatır. Hz. Muhammet de “kızım sizden oruç süresince gelip yemek isteyen Hızır Aleyh-i Selam’dı, sizi denemek için geldi” der.

İkincisi Kuranı Kerim’in Kehf suresinin 60-82 ayetlerde geçen anlatımda Hızır Aleyh-i Selam ve Hz. Musa üç gün arkadaşlık ederler ve üç önemli olay yaşanır. Bu üç günlük arkadaşlık ve yaşanan üç olaydan sonra, Hızır Aleyh-i Selam, “her kim ki bu üç gün ve üç olay için iyi niyetle üç gün oruç tutarsa ve dilekte bulunursa ben onların dileğini kabul ederim” der, İşte insanlarımız bunun için bu orucu tutarlar.

Hızır Orucu Nasıl Tutulur?

Oruç tutma çağına gelen ve oruç tutmasında mani bir rahatsızlığı olmayan herkes bu orucu tutabilir. Akşam yemeğinden sonra gece saat 24’e kadar yemek yenilebilir. Saat 24’ten sonra gün diğer güne devir edileceği için yemek yenilmez. Sabah el yüz yıkandıktan sonra küçükler büyüklerin elini öper ve niyetlenip oruç tuttuklarını ifade ederler. Oruçlarının kabulü için herkes birbirine dua eder.

Mümkün ise aile yine akşam oruç açma vakti toplanır. El-yüz yıkanır yine sıra ile büyüklerin elleri öpülür, hayırlı himmetleri alınarak oruç açılır. Bekâr gençler, üç gün boyunca su tüketmez, üçüncü gün rüyasında kim ile evlenecekse onun elinden veya onun evinden su içtiklerini görürler. Bekârların dışında canlarımız hangi niyetle bu orucu tutarlarsa o niyet doğrultusunda inanarak oruçlarını tutmuşlarsa rüyalarında çözümü görürler. Üçüncü gün perşembe akşamı halk tarafından lokmalar getirilir veya kurbanlar kesilerek yemek hazırlanır. Birlikte oruçlar açılır ve birlikte Hızır Cemi yapılır.

Orta Anadolu Alevi evlerinde üçüncü gün Sir kömbe (glora sir) pişirilir. İçine bir işaret konulur, o işaret kime denk gelir ise ‘onun nasibi bol olur’ derler. İnanarak oruçlarını tutan canların orucunu Hz. Hızır kabul etsin, dildeki dileklerini ve gönüllerinde ki muratlarını versin, yardımcıları olsun, yardımcımız olsun.

Süleyman Metin-Dede